Kendinden olanın iticiliği üzerine bir deneme

İnsan doğası, temel ihtiyaçlar  hiyerarşisindeki beslenme, barınma ve üreme güdüsünden sonra en çok önemsenme isteğini ilke edinir...

Bu o kadar derinden gelen bir duygu ve istençtir ki hemen hemen herkeste bulunur..

Önemsenme isteği, insanları gelişime açtığı gibi karakterini, amaçlarını ve ilkelerini belirlemede de önemli bir rol oynar...

Bu ilkokuldan tutun da üniversiteye kadar kendini dayatan bir isteklilik halidir.

Üniversiteden sonra da meslekte tutunma, toplumda kabul görme, ailede saygı duyulma ve bürokraside kaale alınma gibi ereklerin gizli besleyicidir...

Avrupa ülkelerinde bu daha çok bireyin ön plana çıkarrtılmasıyla minimize edilse de ortadoğu ülkelerinde bu duygu küme küme bölünüp daha katı bir hiyerarşide sadece bazılarına özgü bir duygu haline getirilir...

Böylece Avrupada bireyin önemsenme duygusu daha erken tatmin olurken ortadoğuda önemsenme isteğinin tatmin olması daha zordur ve çeşitli badirelerden geçmektedir...

Bunun için önce aile içinde bir saygınlık için ciddi mücadele etmen gerekmektedir. Aldığın eğitim, geçtiğin olgunluk tecrübelerinin hiçbir geçmişteki sen silüetin kadar önemli değildir.  “ya  dünkü çocuk bu, top oynarken kaç defa kafasına vurdum, bana ne verebilir ki, her şeyini dün gibi hatırlıyorum şimdi ki afra tafrasına bak, bunun yerine ben okuyacaktım, ben okusaydım şimdi başbakandım…

Gibi ön yargılı ve geçmişin bir anısına hapsolmuş düşünceler; aynı sokakta top oynadığın, aynı bakkaldan ekmek aldığın, aynı sırada okuduğun, aynı servise bindiğin, aynı düğünde ve taziyede yüz yüze olduğun arkadaşının vekendinden olanın yükselişini ve ilerlemesini itici görmektedir...

Yakıştırma, ithaf etme, önemsenme ve önemli olma sadece ve sadece  yabancı kişilerle özdeşleştirilmekte ve insan kendi kötü geçmişinin aynası olan yeni bir hikayeye aday  figürleri geçmişinin ön yargılarından dolayı görmemektedir...

Böylece körlüğün en aciz biçimlerinden birinin örneğini sergilemektedir. Kürtçe de bunun için “gîhayê derê malêtehl e”( İnsanın evinin önündeki hemen ulaşabildiği ot  beğenilmez) derler...

Bu yüzden  ortadoğudayaşayıp da  kabul görmek ve önemsenmeyi istemek başına dert almak gibi bir şeydir...

Hele hele siyasete bulaşmak, kendine ölümlerden ölüm beğenmenin diğer adıdır..

Saçından giyimine, giyiminden yürüyüşüne, ailesinden geçmişine, oturduğundan kalktığına kadar her şey birden korkunç bir makineli tüfeğe dönüşüp karşına çıkabilmektedir.

Bu günlerde de maalesef yerel seçimler sebebiyle çok da değer verdiğim birçok arkadaşım daha iyi bir hikaye, daha  iyi bir ideal ve daha yaşanır bir şehir için kendilerini kişisel benlikleriyle ve inandıkları tüm değerleriyle ortaya koymaya başladılar...

Ama hiçbir adayımız kendini beğendiremiyor, herkes dışarıdan bir kurtarıcı beklemekte, yönetme becerisini kendisiyle aynı atmosferi paylaşan bir kişiyle özdeşleştirmekte zorlanmakdadır. Ki bu yukarıda bahs ettiğimiz kendinden olanın iticiliğinin yarattığı ön yargıların sonucudur.

Oysaki böyle bir sürece giren ve bizim için çocuklarıyla vakit geçirmeyi, ailesiyle vakit geçirmeyi ihmal eden tüm adaylarımızın emeğini önemseyip onlara güven aşılamak onları daha iyi daha tutkulu bir zemine çekmek gerekmez mi?

Kendimiz bir lider yaratamıyorsak bunun kendi kalbimizin ve toplumumuzun sorunu olduğunu görmemiz gerekmez mi?

Herkesi eleştirirsek bu bizi akıllıları susturup cahillere vaaz verdiren bir topluma dönüştürmez mi?

Siyasetin de lider yaratma noktasında kendine bir eleştiri yapması gerekmez mi?

Statükodan kopuş  ve değişim isteği sadece iktidar da değil de her yerde olması gereken bir mekanizma gibi işlese daha da  iyi olmaz mı? Gibi gibi sorular daha da çoğaltılabilir ancak özetle şunu söyleyebiliriz; yukarıda ayrıntılı işlediğim kendinden olanın iticiliği, çok dar ve hoşgörüye dayanmayan bir bilinçaltı dayatması olduğundan bundan  ancak empati ve hoşgörü kültürünün geliştirilmesiyle kurtulacağımıza inanıyorum...

Aynı lokantalarda karşılaştığımız, aynı kahvelerde, aynı taziyelerde ve aynı düğünlerde gördüğümüz bizden olduğu için “bu yapamaz ya dediğimiz her insan” aslında kendi silüetimiz ve kimliğimizdir...

Tüm bu nedenlerle kendimizden olan birilerine alan açmak, sınıf atlamanın bir aşamasıdır.

Bu günleri görmek ümidiyle….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gizemli Yazar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kent04 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kent04 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kent04 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kent04 değil haberi geçen ajanstır.