GERÇEĞİN ÜZERİNİ PERDELEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR..

Türkiyedeki sol, demokrasiden nefret eder.!

Çünkü demokrasi, ülkemizdeki solun bünyesine uygun değildir...

Ülkemizdeki sol anlayışa ve solcuların sözlerine baktığımızda; en bilgili, en kültürlü, en doğru bilgilere sahip olan, en dürüst, en namuslu, en adaletli insanların kendileri olduklarına yürekten inandıklarını görürüz..
Bu nedenle, kendileri dışında kimselerin fikirlerine hürmet etmezler.
Ancak Türkiye'nin son yüzyılını şöyle kuş bakışı analiz ettiğimizde Türk solunun, solunum yolu enfeksiyonu ile boğuştuğunu, tahammülsüzlükte en üst düzeyde olduğunu görebilirsiniz..

Nitekim 1923-1950 yılları arasında cebbar bir yönetim anlayışı ve dayatmacı fikirleri ile kendisi gibi düşünmeyen yüz binlerce insanı darağacında sallandırdılar, zindanda ölüme terk ettiler.
Demokrasiden anladıkları tek şey, darbe ve vesayet unsurlarını devreye sokmak olmuştur.

Şöyle ki 1960 darbesi ile Menderes ve arkadaşlarını yargılayan dönemin yargıcı tarafından oluşturulmuş itirafnamede şöyle denildiği biliniyor:

"Senin idamını isteyen irade seni buraya tıkayan iradedir..."

1971 muhtırası, 1980 ihtilali, 28 Şubat ve 15 Temmuz darbe girişimine çanak tutarak ülkenin bahtsız günlerine hep alkış tutmuşlardır.

Bakmayın siz öyle demokrasi, özgürlük kelimeleri ile nara atıp volta attıklarına...
Bunların devletin bütün kurumlarına hakimiyet sağladıkları döneme bakınız, bir tane icad ve icraatlarine şahitlik eden yoktur.

Zihinlerinizi diri tutmak ve tarihe kısa bir yolculuk yapmak suretiyle yaşanan gerçekleri idrakinize havale ediyorum.

Almanlar dünya harbinden yeni çıktıkları halde, istikbalde otomobil sektöründe söz sahibi olmak için dünyanın en iyi araçlarını üreterek, küresel ölçekte kendi öz dinamikleri ile ekonomik güç birliği yapmaktaydılar.

Peki, bizim o devrin sahte solcuları ne yapıyorlardı?

Milli ahlak kurallarını ve tüm değerleri ters düz ederek İslam medeniyetine ve onun kutsallarını ortadan kaldırmak için uğraşıyorlardı.

Kur'an-ı Kerim'i kese kağıdı olarak, camileri ahır, ezanı hüviyeti asliyesinden koparıp Âlimleri darağacında sallandırmak ile meşgul idiler.

İki atom bombası yiyen Japonlar katma değeri yüksek teknolojik ürünler geliştirmek için kolları sıvamış, tarih sahnesinde silinmemek adına kendi kültürlerini, inançlarını, yazılarını muhafaza ederek "Ben de kabiliyetimle dünyada iktisadi varlığımı ortaya koyuyorum." dediklerin de bizim sahte solcular kendisi gibi düşünmeyen iktidar mensuplarına darbe girişimi ile tertip peşinde koşuyorlardı.

Daha bitmedi devam ediyoruz...

Mesela Çin, dünyanın her tarafına ürün ihraç etme çabası ile kudretli bir ülke hayaline hizmet etme yolunda ilerlerken Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin yönetim anlayışı, milletin istikbalini rakı masalarında meze yaparak her tarafta şatafatlı heykeller dikmekle meşgul idiler.

İşte, bu sahte gayrımilli solcu taifesi siyasi, iktisadi ve eğitim sisteminin çarklarını kendi kontrolüne alarak batı medeniyetine kültürel ajanlık faaliyetleri kapsamında ruhsuz, hissiz, gaflete dalmış, maskara, habis bir zihniyet devrimi gerçekleştirdiler...

İşte, bu kötülüğün etrafında bir araya gelen sahte solcular, bu ülkeyi egemen güçlerin müdahale girişimine müsait, ekonomik ve siyasal çıkar sağlandığı bir ülke haline getirdiler.

İşte, bu sahte solcular yüzyıldır bizim imtihan sebebimiz oldular.

Milletin kendini idare etme kabiliyetine kelepçe vuran, milleti hüviyeti asliyesinden uzaklaştırmak suretiyle ideal ve hedeften mahrum, çağın lüzumuna uygun olmayan, küresel ölçekteki refah düzeyi yarışından alıkoyan, ufuksuz bir yönetim anlayışı ile bizi daima yerinde say komutuna mahkûm bıraktılar.

Allah'a hadsiz şükürler olsun, bu ülkenin mayasında bir saflık olsa gerek ki acı ile yoğrulmuş bu vatan topraklarında yiğit hiç eksik olmuyor.

Son yirmi yıla dev yapılar ile mührünü vuran, milli performans ile bir başarı hikayesi yazan bu milletin ve medeniyetin yiğit evlatları, kendi bölgesinde oyun kurucu olmuş küresel ölçekte oyun kuranların oyununu bozarak kabiliyet, kapasite ve potansiyeli gün yüzüne çıkarmıştır.

Milletinin manevi şahsiyetini tekrar, tarihte olduğu gibi yüceltmiş, açlık ve sefalete maruz bırakılmış Afrika'da yaşayan insanların imdadına koşmuştur.

Libya'da istikrarsızlığa hizmet eden zihni ecnebinin tasarufuna terk eden kimselere dur demiş, ağrılığını hissettirmiştir.

Akdeniz ve Karadeniz kıta sahanlığında yüzyıllık hayalimizi gerçeğe dönüştürmek suretiyle enerjide dışa bağımlı olmaktan kurtulmanın çarelerine baş vurulmuştur.

Güneydoğu'nun sarp kayaları ardında petrol tespit edimiş ve kapatılan kuyular tekrar üretime açılmıştır. Milli bağımsızlık mücadelemizde oyunları boza boza kendi öz kaynaklarımız üzerinden terakki oluşturulup milletimizin saadetine vesile olmak için çalışılmaktadır.

Türkiye'nin yeni yüzyılı misyonuna yakışır bir gelecek inşa etmek, milli birlik içinde bereketli, münbit bu müşterek vatan topraklarında daha iyi bir seviye temin etmek için mücadele eden ve başarıyı dertli yüreklerde taşıyarak yazan bu ülkenin kahraman yiğit evlatlarına sahip çıkmaya devam edeceğiz...

Raif Medetoğlu

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Medetoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kent04 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kent04 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kent04 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kent04 değil haberi geçen ajanstır.