Olası İran - israil savaşında Ağrı'yı nasıl bir gelecek bekliyor?

Komşu ülke İran ve israil arasındaki gerginliğin muhtemel bir savaşa dönüşmesinin bölgeyi bekleyen olumsuzlukları nelerdir? Savaşın ekonomik ve toplumsal boyutlarını araştırdık. Olası bir savaş durumunda Ağrı'yı ne bekliyor? İşte detaylar..

Olası İran - israil savaşında Ağrı'yı nasıl bir gelecek bekliyor?
Olası İran - israil savaşında Ağrı'yı nasıl bir gelecek bekliyor?
+6
Haber albümü için resme tıklayın

Aylardır devam eden İsrail ordusunun Filistin'de gerçekleştirdiği katliamın yanı sıra İran'da gerçekleştirdiği saldırılara geçtiğimiz günlerde İran 'Sadık Vaat' ismini verdiği harekât kapsamında işgal edilmiş topraklarda kurulan israil'e drone ve füze saldırısında bulundu.

Son bir haftadır İran'ın düzenlediği saldırıya misilleme yapacaklarını duyuran israil, dün 'küçük çaplı' olarak nitelendirilen bir saldırıda bulundu.

İki ülke arasında gerçekleşmesi muhtemel savaş başta sınır ülkeleri olmak üzere küresel dünyayı nasıl etkileyecek? Savaş ekonomik ve toplumsal olarak nasıl bir etki oluşturması bekleniyor?

Olası savaşın gerçekleşme ihtimali ne oranda öngörülüyor? Savaş gerçekleşirse sınır ili olan Ağrı'yı nasıl bir gelecek bekliyor? Bu ve daha fazla sorunun cevabını aradık.

Uluslararası ilişkiler alanında araştırmaları bulunan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrullah Ataseven, israil ile İran arasında muhtemel büyük bir savaşın olabileceğine ihtimal vermediklerini söyledi.

İran İslam Devrimi gerçekleştikten sonra israil ve İran arasında gerginliğin başladığının altını çizen Doç. Dr. Emrullah Ataseven, geçmişten günümüze iki ülke arasındaki ilişkileri anlattı.

Olası İran - israil savaşında Ağrı'yı nasıl bir gelecek bekliyor?

"israil'in kurulduğu 1948'den İran İslam Devrimi'nin gerçekleştiği 1979 yılına kadar ilişkiler iyi." diyen Ataseven şunları söyledi:

"İhtilaf daha çok Arap israil çatışması ihtilafı şeklinde formüle ediliyordu. Fakat 1979 İslam Devrimi ile beraber Humeyni'nin deyimi ile "Büyük Şeytan Amerika" o şekilde israil'in yöneticilerini görmeye ve değerlendirmeye başladı. Bir gerilim tırmandırmaya karar verdiler. Bu gerilimin ilk somut göstergesi aslında 1982 israil Lübnan çatışması ve israil'in Lübnan'ı işgali. Burada malumunuz Hizbullah, Şiilerin ağırlıkta bulunduğu bir oluşum. Dolayısıyla onlarda İran'ı ağabey olarak görüyor olduğunu söyleyebiliriz. Onlardan destek talepleri oldu. O dönemde İran İslam Cumhuriyeti'nin Suriye Arap Cumhuriyeti ile ilişkileri iyi.
Dolayısıyla oraya giden uzmanlar, askerler vs. oradan dolaylı ve hem de doğrudan katılmış oldular 1982'deki ihtilafla. Tabi israil'in o zamana kadar bir doktirini var ve halada var, önleyici olmak. Nasıl önleyici olma? Aslında bunun tipik bir örneğini bu savaştan 1 yıl önce 1981 yılında Irak'taki inşaat halindeki Osirak Nükleer tesislerini vurmasında görebiliriz. Şuanda yine israil'in arzusu İran'ın nükleer tesisleri tam olgunlaşmadan, meyvelerini belki de vermeye başlamadan önleyici bir şekilde imha edilmesi. Çatışmanın bir boyutu da belki bu şekilde."

Doç. Dr. Emrullah Ataseven

"Bir tür Hibrit Savaşı …"

Bu gerilimin daha çok farklı boyutları ile tezahür ettiğinin altını çizen Ataseven,

"Bu farklı boyutları olan bir çatışma. Buna bir tür Hibrit Savaşı aslında diyebiliriz tarihsel perspektiften de bakarsak. Çünkü işte Stuknets gibi siber saldırılar, virüsler. Mossad'ın İran içindeki faaliyetleri, bilim adamlarına suikastlar düzenlemesi bu çok boyutlu çatışmaların çok boyutlu tezahürleri. İran'ın yine vekilleri aracılığı ile desteklediği örgütler ve Şii müttefikleri aracılığı ile devamlı olarak israil'e karşı tırnak içerisinde tehlike artık oluşturması bu ihtilafın aslında çok derinleşeceğini gösteriyor.
Tabi son olay doğrudan bir saldırı, aslında kontrollü bir saldırı malum, İran'ın bunu daha ABD dahil pek çok aktöre bu tür bir eylem gerçekleştirmesi, duyurması aslında çok da tipik bir saldırı olmadığını da gösteriyor. Kontrollü bir şekilde cevap verme gibi bir girişimi olarak değerlendirilebilir. Fakat doğrudan İran topraklarından kaynaklandığı için saldırı, israil'de bu yönde bir cevap vermek için saldırı işaretlerini verdi." dedi.

Muhtemel bir savaşta sınır olması nedeni ile Türkiye'nin olumsuz etkileneceğini vurgulayan Ataseven,

"Amerika Birleşik Devletleri'nin gerginliği tırmandırmama taleplerinden dolayı tabi belki hayata geçiremiyor ama çok boyutlu Hibrit Savaşı ve enstrümanlarını israil daha yoğun daha şiddetli bir şekilde muhakkak kullanmaya devam edecektir. Nükleer faaliyetleri baltalama, çeşitli stratejik suikastlar, bu gerilimi değişik boyutları ile tırmandıracak. Fakat topyekûn bir çatışma, ülkeler arası doğrudan çok büyük bir çatışma olasılığı şimdilik pek görünmüyor. Çünkü bütün bölgesel aktörler gerginliği azaltma, tırmandırmama konusunda mutabıklar.
Çok saldırgan politikalar veya Allah korusun bir çatışma olursa Türkiye tabi sınır olması dolayısıyla ve ilimizde sınırda bulunması dolayısıyla doğrudan çok şiddetli şekilde etkilenecek. Göç dalgaları gerçekleşebilir daha önce Suriye savaşında yaşadık bu durumu. Dolayısıyla bir daha önleyici şeyler yapması lazım." ifadelerini kullandı.

ATSO Başkanı Saim Alpaslan

Savaşın insanlara hiçbir faydasının olmadığını ve gerçekleşebilecek muhtemel bir savaşta sınır ticaretinin olumsuz etkilenebileceğini söyleyen Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Saim Alpaslan,

"Savaşsız bir dünya istiyoruz, çocukların ölmeyeceği bir dünya. İnsanların daha rahat yaşayabileceği bir dünya istiyoruz. Tabi öncelikle Filistin ve Gazze büyük bir ateş içerisinde. İnsani olarak vicdanımız rahatsızlık duyuyor. israil ile İran savaşı tabi ki dünyayı etkileyeceği gibi işin başında da bizim gibi sınır iller etkileniyor. Ciddi anlamda etkileneceğiz.
İran ile sınır ticareti alışverişimiz de var. Ağrı ekonomik olarak kendi yağında kavrulan bir ildir. Belki Türkiye'de ciddi sıkıntılar ile karşı karşıya kalacak Ağrı, Van, Iğdır gibi illeridir. Tabi ki temennimiz bu savaşın olmaması. Sayın Cumhurbaşkanımız ve dünya liderleri bu savaşın engellenmesi için çalışmalar yürütmeleri gerekiyor. İran tabi ki nasıl bir tepki verecek, israil'in buna karşılık verip vermeyeceği bizleri endişelendiriyor." şeklinde konuştu.

Mimar ve İşadamı Hanifi Koç

Olası muhtemel savaşın gerçekleşmesi ile çok boyutlu durumların yaşanabileceğini ifade eden Mimar ve İşadamı Hanifi Koç,

"Muhakkak ki ticaretimiz bundan etkilenecektir. Fakat üç boyutla bakmak lazım. Hem dünya çapında hem ülke çapında ve hem de yerel bazda olaya bakmak lazım. Yerelde biz İran ile sınırız ve dolayısıyla geçmiş dönemdeki bu savaşlar yakın illerin sıkıntı çektiğini göstermiştir. Suriye savaşında Kilis, Şanlıurfa, Gaziantep illerindeki durumları biliyoruz. Genelde göçmenlerin çoğu bu sınır illerine gidiyor ve bu tablo ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla işsizliğin çok yoğun olduğu bir il yani bu göçler olursa olumsuz etkileniriz." diye konuştu.

Muhtemel savaşın ekonomik ve insani boyutlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Koç,

"Dünya ekonomisi açısından baktığımızda ise petrol fiyatları yükselir. Bu petrol fiyatlarının yükselmesi tamamiyle ticareti etkiler. Ekonomik açıdan sıkıntı içerisindeyiz ve bu durumda yaşanırsa enflasyon yükselir, ekonomik problemlerimiz artar. Savaşların olmaması ve insanların hayatlarını kaybetmemesini temenni ediyoruz. Hem ekonomik ve hem de insani açıdan böyle bir boyut göz önünde." dedi.

Ağrı Drone görüntüsü

Soykırımın yaşandığı Gazze için İran'ın elinden geleni yapmaya çalıştığını söyleyen Koç,

"Günümüz dünyasında savaşlar kaçınılmaz bir hal almıştır. Zalimin mağduriyet oynadığı ve sesinin gür çıktığı bir dünyada yaşıyoruz. Bugün Gazze bombalanırken binlerce insan ölürken kimse konuşmuyor. Fakat İran'ın israil'e gönderdiği birkaç bomba tüm dünyada yer alıyor.
Tüm ülkeler tarafından kınanıyor. Biz Müslümanlar olarak savaşları sevmiyoruz fakat İran'ın Gazze'nin yanındaki duruşunu sürdürmesini destekliyoruz. İran'ın sergilediği durumu hiçbir dünya ülkelerinden görmedik kendi ülkemiz dahil. En azından kendi ülkemizden de bunu beklerdik. Realite gösteriyor ki İran en azından bizden fazla bir şey yapıyor." şeklinde konuştu.

Esnaf İbrahim Tandır

Savaşın gerçekleşmemesi taraftarı olduklarını ama meydana gelebilecek bir savaşta ise İran'ı desteklediklerinin altını çizen esnaf İbrahim Tandır,

"Savaşlar dünyada ekonomiyi her türlü etkiler. Sınırda olmamız nedeni ile bizi direk etkiler. İnsanların yazın buralara gelmesi, turistlerin ziyaretleri ekonomiyi canlı tutar. Ayrıca sınır kapısında yoğun bir ticaret var ve bundan çok olumsuz etkilenir. Birçok insan buradan faydalanıyor, ekmek yiyen insanlar var, günü birlik ticaret yapanlar var.
Haliyle bu insanlar olumsuz etkilenecek. Bu açıdan baktığımızda sınır illerini çok olumsuz etkiler. Öte taraftan ben İran'ın israil'e vurmasını isterim. Çünkü Gazze'deki kardeşlerimizi düşününce ve yapılanları görünce İran'ın özellikle israil'i vurmasını çok isterim. Hem iyi yönü var ve hem de handikabı var." ifadelerini kullandı.

Esnaf Önder Buğur

Giyim mağazası çalışanı Önder Buğur,

"Muhtemel israil İran savaşı Ağrı'yı olumsuz etkiler. Çünkü savaş olduğu için o taraftan gelenler varsa da artık gelmez ve ekonomi etkilenir. Öte taraftan dileriz israil yok olur. Biz bunu istiyoruz. Çünkü Müslümanlara verdiği zarar ortada, İran'ın yaptıklarını destekliyoruz." şeklinde konuştu.

20 Nis 2024 - 15:01 Ağri- Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kent04 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kent04 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kent04 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kent04 değil haberi geçen ajanstır.